12 Şubat 1934

DOWNLOAD.doc

Avusturya sosyal-demokrasisinin bugün siyasi olarak iflas ettiği gerçeğini kabul etmekle yükümlüsünüz. (Dimitrof: 1934 Avusturyalı İşçilere Mektup’tan)

12 Şubat 1934’de on binlerce Avusturyalı işçiler, sürekli siyasi ve ekonomik kötüleşmeleri durdurmak için burjuva devlet aygıtına karşı ayaklandılar. Onlardan en kararlıları ve en sınıf bilinçlileri silahlara sarıldılar ve polisin, askeriyenin faşist Heimwehr (“Vatanı Koruma” -Hıristiyan-sosyallerin – şimdiki ÖVP- Avusturya Halk Partisi’nin silahlı askeri örgütü – ÇN)’in silahlı birliklerinin saldırılarına karşı direndiler. Viyana ile Aşağı Avusturya, Steiermark, Yukarı Avusturya, Salzburg ve Tirol’ün birçok sanayi kentlerinde üç gün boyunca yiğitçe çatıştılar. Oysa dağınıklık, yetersiz desteklenme ve her şeyden önce silahlı mücadelelerinin merkezi devrimci bir yönetimden tamamen yoksun olmasından dolayı faşist gericilik muzaffer olabildi ve Nazilerin yolunu açan Avustro-faşist bir gaddarlık rejimini kurabildi. Bu, buna rağmen İspanyol İç Savaşından, Nazi-faşizmine karşı partizanca mücadelelerden önce Avrupa’da faşizme karşı ilk silahlı başkaldırış idi.

Faşist darbenin Avusturya’da gelişi sürpriz değildi; çünkü daha önce Sosyal-demokrat Parti ve onun tüm yan örgütleri Şubat 1934’de yasaklanmıştı; daha 1933’te (o zamanlar henüz devrimci olan) KPÖ (Avusturya Komünist Partisi -ÇN), Republikanischer Schutzbund (Cumhuriyetçi Koruma Birliği- Sosyal-demokrat Partinin silahlı askeri örgütü -ÇN) ve diğer işçi teşkilatları sağcı-muhafazakâr hükümet tarafından yasaklanmıştı.

Viyana’da tek başına hüküm süren sosyal-demokratlar da 15 Temmuz 1927 günü kendi polislerine yürüyüş yapan kadın-erkek işçilerin üzerine ateş ettirtmiş ve kılıç saldırıları altında onları bastırtmışlardı. Neredeyse 100 ölü ve 1000’in üzerinde yaralı ile burjuva baskı düzeni yeniden kurulmuştu.

Bugünkü ÖVP’nin (o zamanların “Heimwehr”inin) sağ kanadı 1930’da bir “Viyana’nın üstüne Yürüme” ilan ettiği Korneuburg yemini ile “batılı demokratik parlamentarizmin ve partiler devletinin” ortadan kaldırılması üzerine ant içmişti. Bununla sınıf bilinçli kadın-erkek işçilerin faşistçe katledilmelerinin bir dalgası başladı; 1933’te başka şeylerin yanında demiryolu işçilerinin kitlesel bir grevi devlet tarafından şiddet kullanılarak bastırıldı ve o zamanların Hıristiyan-Sosyal (bugünkü ÖVP) Dollfuß-Schuschnigg-Hükümeti tarafından Ocak 1934’de genel bir gösteri/toplantı yapma yasağı getirildi. Polis, 12.2. günü Linzli Schutzbund’cular kendilerini silahla koruyana ve hükümeti devirmek için genel grevin işareti olan Viyanalı Elektrik-İşletmesi işçilerinin cereyanı kesmesine kadar devrimci ve komünist örgütlerin toplantı salonlarında, hem de SP- (Sosyal-demokrat Parti -ÇN)’nin parti lokallerinde sürekli olarak ev aramaları yürüttü.

Şubat 1984’de AMLP (Avusturya Marksist-Leninist Partisi) Tarafından 1934 Şubat Mücadelelerinin Başlamasının 50. Yıldönümü Vesilesiyle Çıkarılan

12 ŞUBAT 1934’ÜN DEVRİMCİ   DERSLERİ

ßßßßßßßßßßßßßßßßßßßß

Hayır, Avusturya işçi sınıfının silahlı mücadelesi bir hata değildi. Bu mücadelenin örgütlenmemiş olması ve devrimci, Bolşevik tarzda yürütülmemesi hatayı oluşturdu.

GEORGİ DİMİTROF

 

« “GEÇMİŞTEN GELECEK İÇİN ÖĞRENELİM!”

(AMLP’NİN “KIZIL BAYRAK” SAYI: 149’DAN)

« (GEORGİ DİMİTROF’TAN)

     “AVUSTURYALI İŞÇİLERE MEKTUP”

 

Komünist Enternasyonal’in o zamanlar ki başkanı Georgi Dimitrof, “Avusturyalı İşçilere” ayrıntılı bir “Mektubu”nda Avusturya devletinin faşistleştirilmesine karşı mücadelede yenilginin en önemli nedenlerini, özellikte hükmeden sosyal-demokrasi vasıtasıyla işçilerin mücadelesinin dezorganize edilmesi, gericiliğin saldırıları önünde sürekli olarak boyun etmek, 12.2’den önce kitlelerin harekete geçirilmesinin gücüne güvenmede eksiklik ve silahlı ayaklanmanın berrak siyasi hedefler olmaksızın defansif yönelimi olarak adlandırmaktadır.

Avusturya ve Avrupa’daki bugünkü durumu o zamanki ile karşılaştırırsak, burada binlerce devrimci veya salt anti-faşist anlayışla olsa da kadın-erkek işçilerin on yıllardır süre giden siyasi ve ekonomik kötüleştirmelere karşı silahlı olarak ayaklanmalarından fersah fersah uzaktayız. Fransa’da toplanma/gösteri yasağı, mahkeme kararı olmaksızın gözetleme ve polis terörü ile birlikte aylarca “sıkı- yönetim hâlinin” tam da normal duruma dönüştürülüyor; Polonya ve Macaristan’da temel demokratik haklar yasa değişikliğiyle kaldırılıyor ve kaldırıldı; Avusturya’da örneğin polis yetkileri gitgide yinelenerek genişletiyor ( daha titizce araç-gereçlerle gözetleme, kişiler hakkındaki verilerin toplanması, ispiyoncular…), tüm seyahat hareketleri giderek daha dikkatli gözlemlenmekte ve kısıtlanmakta; polis askeri silahlarla donatılmakta ve askeriye yurtiçi müdahaleler için kullanılmaktadır.

On yıllardır, ama özellikle 2008 ekonomik krizi patlak verdiğinden beri ortalama işçiler ve hizmetlilerin yaşam koşulları gitgide daha fazla düşmektedir. En yoksulların % 10-20’sinin durumu son on yıllarda trajik bir şekilde kötüleşti – Asgari gelir sahibi olanlar kendileri ve çocuklarının geçimlerini artık yeterli bir şekilde sağlayabilememektedir.

İşçiler, emekçiler ve işsizlerin kararlı kitlesel eylemlerini gerekli kılan yeterli nedenler mevcut. Ama şimdi bizde genel çaresizliğin üstesinden sadece küçük ve siyasi olarak şimdiye kadar önemsiz gruplar gelmeye çalışıyorlar. İşçi sınıfının giderek yinelenerek artan sömürülmesinin burjuva devlet tarafından güvence altına alındığı ve giderek daha küçük bir sınıfın hisse senedi sahipleri ve diğer kapitalistlerinin giderek daha da büyüyen zenginliği ve sermayeyi elinde yoğunlaştırmasına sevk ettiği bir sınıflar toplumunda yaşadığımızı ancak az sayıda insan bilinçli bir şekilde kavramaktadır.

Ama işçi sınıfının büyük kesimlerinin her şeyden önce daha genç olanların, işçilere ve halk kitlelerine önce olası her türlü vaatlerde bulunan, ama sonra bankalar ve holdinglerin siyasetini hayata geçiren – bunun en katmerli örneği şimdi Yunanistan’dır – parlamentodaki partilere her türlü güvenlerini yitirdiklerini orta vadede gitgide daha da düşmekte olan seçime katılım oranı göstermektedir…

Eğer en kararlı unsurlar, henüz güçler bitap düşmeden bir hareketi ileriye götürmeyi, saldırıya geçirmeyi, geniş kitleleri mücadelenin içine çekmeyi başaramazsa, salt direniş orta vadede kesin yenilgiye götürür. Burjuva devlet aygıtı kendisinin kitleleri nüfuzu altına almanın her türlü olanaklarıyla, eğitilmiş gözleyicileri/bekçileri, görevlileri ve silahlı birlikleriyle tehlikeli bir hasımdır. Ama o özünde çıkarlarına tüm devlet siyaseti ve tüm geleneksel partilerin tabi olduğu kapitalist sömürücülerin sadece çok küçük bir sınıfıdır. Onun zaafı her şeyden önce bütün itici gücünün azami kârı sürekli olarak avlamakta yatmasıdır. Kâr ümitlerinin zayıfladığı tam da kriz dönemlerinde egemenler sömürülenler ve ezilenlere ancak çok sınırlı tavizler verebilirler. “Rekabetin” bulunmadığı, kâr oranlarının düştüğü durumlarda işçi sınıfına, yani Avusturya’daki halk kitlelerinin büyük çoğunluğuna saldırılar gitgide daha ağırlaşan bir şekilde uygulanmak durumundadır: Çalışmada baskının arttırılması, gerçek ücretlerin düşürülmeleri, (günlük, haftalık ve yaşam boyunca) çalışma zamanının uzatılması, sosyal hizmetlerin kısaltılması, kamusal eğitim ve hasta(lık) hizmetlerinin kısaltılması vs.

Biz, devrimciler, komünistler sürekli kötüleştirmelere karşı mücadelede giderek daha fazla bunların mağdurlarını mücadelenin içine çekmeye ve aynı zamanda en bilinçli kesimlerini ofansif siyasi bir yönelimin gerekliliği konusunda ikna etmeye çalışmalıyız. Bizim için önümüzdeki hedef, sosyalist bir toplumda meta ilişkileri ve insanın insan tarafından sömürülmesi kapitalist ilkesinin aslında ortadan kaldırılması için işçi sınıfının büyük kesimlerinin katılımıyla mevcut tüm koşulların proleter bir devrimle devrilmesidir.

(Şubat 2016)

 

İA RKP                                 KOMAK-ML

Devrimci Komünist bir                     Komünist Eylem –

Partinin İnşa Edilmesi                         marxist-leninist

için İnisiyatif                                   komakml@gmail.com

ia.rkp2017@yahoo.com           A-1070 Wien, Stiftgasse 8

Advertisements

Kommentar verfassen

Trage deine Daten unten ein oder klicke ein Icon um dich einzuloggen:

WordPress.com-Logo

Du kommentierst mit Deinem WordPress.com-Konto. Abmelden / Ändern )

Twitter-Bild

Du kommentierst mit Deinem Twitter-Konto. Abmelden / Ändern )

Facebook-Foto

Du kommentierst mit Deinem Facebook-Konto. Abmelden / Ändern )

Google+ Foto

Du kommentierst mit Deinem Google+-Konto. Abmelden / Ändern )

Verbinde mit %s


%d Bloggern gefällt das: